Ford Granada 2.8 V6 Ghia – MK2 1978

Evet bu yazımda eski aracım olan “Granada” ile geçirdiğim iyi kötü her ne kadar his varsa yaşadığım anılarımı anlatacağım. Öncelikle bu aracı 22 yaşındaki bir insan niçin alır? Bu soruya cevap vermeden önce şöyle bir fotoğraf bırakıyorum.

Gördüğünüz gibi bu zehir küçüklükten aşılanmış. İçimde bir Granada sevgisi var. Ayrıca Babamın 2000’li yılların başında satın almış olduğu mavi renk 1978 2.8 V6 Granada’mız da bu sevgiyi artıran ayrı bi etken çünkü o arabanın içerisinde büyüdüm sayılır ve hala daha bize ait. Fakat yaklaşık 3 yıldır kullanmıyoruz. Bir restorasyon sürecine girdik hala bitmek bilmedi. O araca ait bir kaç fotoğraf bırakıp asıl konumuza yani kendi aracıma geliyorum…

Şimdi gelelim şu granada hevesimle satın aldığım efsane aracıma. Garanti edebilirim Türkiye sınırları içerisinde bulabileceğiniz en temiz 2.8 Granada MK2 olabilir. Facebook gruplarında da aldığım aracın takipçisi ve beğeneni fazlasıyla vardı. Zaten 2.8 versiyonu Türkiye sınırları içerisinde çok nadir bulunuyor ve 3’ünün bizde olması da ayrı bi muhabbet. Şimdi bir fotoğraf bırakıp aracın kondisyonuna geçicem ve eminim böyle bir kondisyonda olduğuna siz bile inanamayacaksınız…

Evet işte bu gördüğünüz aracım için türünün tek örneği diyebilirim. Orjinal sevdalılar jantlardan pek hoşlanmayabilir fakat orjinal jantları kenara kaldırıp bunları kullanmayı tercih ettim çünkü aracı daha kaslı gösterdiğini düşünüyorum ne de olsa 2800 cc bir araç küçük jantlarla pek de hoş durmuyordu.

Evet görmüş olduğunuz gibi iç döşemelerinde leke dahi olmayan, orjinal kitapçıkları duran, 15,5 İnç orjinal lastiği üzerinde duran bir makinadan bahsediyoruz. İşin asıl ilgi çekici kısmına gelirsek Fabrikasyon 2.8 Enjeksiyonlu bir motora sahip yıllarına göre çok iyi bir performans sergilemesiyle kalmayıp günümüzde bile çoğu arabayı üzmüşlüğüm vardır kendisiyle. Üzerindeki V6 motorun sesi ve gidişini herkesin tatmasını isterdim. 78 yılının teknolojisine bakarsak çoğu araçlarda pek göremeyeceğimiz 2022 yılında bile halen ilk günki gibi çalışan bir klimamız var bu araçta bu aracı aldığımda beni çok etkilemişti. Bunun yanında sunroof ve 4 cam elektrikli olup arka camların çocuk kilidinin dahi çalışması gerçekten ilgi çekici. Bu aracın konforundan bahsetmeyeceğim bile çünkü eminim herkes fazlasıyla konforlu olduğunu biliyordur üzerine takmış olduğum 17inç Jantlara rağmen ilk günki gibi bir süspansiyon sistemine sahip. Ve tabi ki bu kondisyonda nasıl kalabilmiş bu araba diyenler için kilometresinin hala 128.000 ‘de olduğunu söyleyip devam edeyim. Aracın içerisinde orjinal kitapçıklarının durması ayrı bi haz. Fakat bu kondisyona yapılan en kötü şey bu araca Lpg sistemi takmak olmuş sanırım. Ama neyse ki kötü ustaların eline düşüp çok kurcalanmamış ki benzinde performansı nasılsa Lpg de aynı şekildeydi. Yakıt konusu açılmışken güncel yakıt fiyatlarına göre Şehiriçi kilometrede 2TL gibi bir rakam yakıyor LPG de. Uzun yolda ise 1TL ye çok rahat düşüyor büyük motorun uzun yol rahatlığından dolayı. Benzinde yakıtını hiç ölçme gereği duymadım o yüzden bunun hakkında yorum yapamıyorum. Bir kaç fotoğraf daha bırakıp başıma gelen bir kaç olaydan bahsedeceğim.

Bu aracım ile ilk uzun yol deneyimi yapmak için Denizli’den İzmir’e doğru yola çıktım. Çok keyifli süren bir yolculuktu tabi otobanda biraz sınırlarını zorladık. Navigasyonda 200 KM hıza ulaşmıştım ki araç LPG de olmasına rağmen gayet güzel bir performans sergilemişti. İzmir’e giderken böyle bir arabayla nereye uğranır tabi ki “Key Museum” a. Gitmeyen herkese de taviye ederim mutlaka görülmesi gereken muhteşem klasik otomobiller var.

Key Museum’ da gayet ilgiyle karşılandık. Aracımla fotoğraf çekilmek isteyenler bile oldu hatta aracı bilip takipte olan birine bile denk geldim. Tabi bu ilgi sadece burada değil her yerde özellikle 40lı yaşların üzerindeki insanların ilgisi devamlı karşılaştığım birşeydi. Girdiğim petrolde, marketin otoparkında neredeyse heryerde aracı incelemek için gelenler oluyordu. Tabi ki bu işin sonu Nazar’a çıkıyor. Ben pek inanmam ama İzmir’de başıma kötü bir olay geldi ve hiçbir sebep yokken aracım elektrik kesti yolda kaldım. Saatlerce uğraştım arayabileceğim herkesi aradım ama bir çözüme ulaşamadım. Benzinde çalıştırmayı başarmıştım ama stop ediyordu. Benzin az olabilir diye Martı’ya binip benzin dahi alıp geldim fakat bu da bir çözüm olmadı.

Artık yapacak tek şey çekici ile Denizli’ye dönmekti çünkü bu kondisyonda bir aracı kimseye kurcalatmak istemiyordum özellikle de tanımadığım bir şehirde. Denizli’ye döndükten sonra aracımın bakımlarıyla ilgilenen tamircimle yaklaşık 1 hafta uğraştık sorunu bulmak için fakat ne denesekte elektriksel bi sebep olduğunu bilmemiz dışında bir çözüme ulaşamadık. Lpg sisteminde bir arıza olabilir diye LPG ciye dahi gittim. İşin sonunda sağlam bir elektrikçi sorunumun sigorta tablosunun su almasından dolayı olduğunu söyleyip bir kaç sigortayı değiştirdikden sonra sorunumu çözdü. Fakat ben bu süreçte bu aracın daha büyük bir sorun yaşadığında çözülemeyeceğini düşünüp satma kararı aldım. Bir süre sonra sabah işe gittiğim sırada uyku ve dalgınlıkla bir araca arkadan çarptım. Çarptığım araç bir Symbol’dü ve bagajı dahi açılmıyordu hiç fren atmadan çarpmıştım. Orada aracımın ne kadar sağlam olduğunu anladım. Demir tampon o kadar sağlammış ki aracı çok iyi korumuş. Far camı, panjurun bir ayağı, sol çamurluğumun uç kısmı ve sinyalim dışında bir hasarım yoktu fakat aracın ilk kazasını benim yapmam da biraz üzücüydü.

Neyse kötü anıları boşverelim hepsi sonuç olarak çözüldü. Bu aracın aynısının Kurtlar Vadisi dizisinde oynamış olduğunu da not edeyim ve bir kaç görsel paylaşayım sizinle. Diziyi hiç izlemedim fakat bu fotoğrafları dizide kullanılan aracın sahibinden almıştım. O araçda benimki ile aynı renk, 2.8 Fakat karburatörlü versiyonu ama en ilgi çekici kısmı ise sağdan direksiyonlu olarak TR plakalı olması.

Buradan sonrası biraz da bu aracın bana verdiği hisden bahsetmemle geçecek. Bu aracın hastası olanları kalpten götürebilir fakat bu aracın motor gücü aracı hiç zorlamadan herşeyi yapmanıza çok elverişli bunu da dipnot olarak düşeyim. Bir video ile ne anlatmak istediğimi de size anlatayım.

İşte görmüş olduğunuz gibi bu makina ile çoğu yeni nesil aracı çıldırtıyordum. Yarışmaya çalışıp yanıma bile gelemeyen araçlarla tam bir Sleeper dalgası geçiyordum açıkcası. Fakat böyle bir araç almak isteyen ve böyle çılgın deneyimlerde bulunmak isteyenlere tavsiyem aracın tüm bakımlarını eksiksiz bir şekilde yaptırın ve metal yorgunluğuna yıllardır maruz kalan şaft bağlantılarınızı değiştirmeyi unutmayın çünkü aracı aldığım ilk hafta drift deneyimlerinde bulunurken şaft istavrozum kopmuştu😅 Ve işin sonucunda aracımı artık sattım. Yaklaşık 6 aylık bir serüvenin sonunda sattığıma pişman olduğum bir araç oldu o rahatlık, kondisyon ve performans sattığım paralara gerçekten bir daha alınmaz… Bir kaç fotoğraf daha koyup yazımı burda bitiriyorum. Sonuna kadar okuduysanız ilginiz için teşekkürler. Sıradaki yazımda görüşürüz…

Bu da son fotoğrafımız olsun…

Yorum bırakın


WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın